Yorum Kategorileri

29 Temmuz 2016 Cuma

Friends Dizi Yorumu

Herkese merhaba!
Blogumu açalı bayağı uzun bir süre oldu ve ben kendimi kitapların büyülü dünyasına kaptırmışken dizi yorumlarını çok ama çok boşladığımı fark ettim. Bunu fark etmemde The Vampire Diaries' in yedinci sezonunu izlemeye başlamamın büyük etkisi var tabii. Daha önceki yazılarımı okuduysanız, yedinci sezonu izlememe yemini ettiğimi görmüşsünüzdür gerçi ama Damon Salvatore' un o umursamaz çarpık gülüşünü cidden çok özlemişim!

Gelelim bugüne. 
Yabancı dizi bakımından bu yıl olmasa da geçen yıllarda çokça aktiftim. Haftada toplamda on farklı dizi falan izlediğim oluyordu. Gerek yeni diziler olsun gerek eski klasikleşmiş diziler olsun kendimi tutamıyor ve bölüm üzerine yeni bölüm izliyordum. Hatta bu şekilde İngilizce bilgimi epey geliştirdim. Bu kadar fazla yabancı diziyi biliyorken de sizlere dizi tavsiyelerinde bulunmak istedim.

Bugün bahsedeceğim dizi, yabancı dizi denildiğinde akla ilk gelmesi gereken sit-com tarzı dizi olan FRIENDS!

(www.theodysseyonline.com)

1994 ile 2004 yılları arasında, benim daha çoook küçük olduğum zamanlarda yayınlanmış bir dizidir kendisi. Ve siz izlememişseniz bile, eminim adını en az bir kez duymuşsunuzdur.
DİZİNİN KONUSU
Dizide New York City' de yaşayan bir arkadaş grubunun yaşamları anlatılıyor. Ross ve Monica kardeşler. Rachel, Chandler, Joey ve Phoebe ise diğer ana karakterler. Tam 10 sezon boyunca bu arkadaş grubunun yaşadığı komik olaylar, aşkları, zaman zaman üzücü durumları (ki o durumlarda bile komik bir şeyler buluyoruz), iş hayatları kısacası her şeyi anlatılıyor.
KARAKTERLER
Bu diziyi  anlatırken en çok eğleneceğim kısım tam da burası! Instagram üzerinden falan anlatıyor olsaydım, koca ağzıyla gözünden yaşlar gelerek kahkaha atan emoji koyardım sanırım.
 
*PHOEBE BUFFAY*

Önce en çok sevdiğim karakter olan Phoebe' den başlayacağım. Phoebe, grubun içinde yaşantısı en berbat olanı. Daha doğrusu eski hayatı. Annesi o çok küçükken intihar etmiş ve babasını tanımadan sokaklarda yaşamış. Bu yaşantısını da gitarına aktarmış. Trajik geçmişi hakkında ciddi anlamda komik bir yandan da bayıcı şarkılar besteleyip Central Perk isimli kafede mini konserler vererek insanları da intihara sürüklüyor. Bu şarkılardan beni en çok güldüreninden bir kuple paylaşmak isterim:
My mother's ashes (Annemin külleri)
Even her eyelashes (Hatta kirpikleri)
Are resting in a little yellow jar (Küçük sarı bir kavanozda dinleniyorlar)
Gördüğünüz gibi trajik bir şarkı, ama okuyunca. Bence buradan bir dinleyin.

(www.stylist.co.uk)
  
*ROSS GELLER*

Sıra ikinci en sevdiğim karakter olan Ross' ta. Ross bir paleontolog ve bunu her yerde dile getirmeyi pek seviyor. Kendiyle övünmeyi seven birisi. Ama karısı lezbiyen olduğunu açıklayınca boşanıyor ve işte buradan sonra da dizide ilk aşk sarmalını oluşturacağı, zamanında çok aşık olduğu Rachel ile karşılaşıyor. Hatta ilk bölümde Rachel' ın girişi favori sahnelerimdendir. (Merak edenler tıktık.)

(www.buzzfeed.com)

*RACHEL GREEN*

Rachel ise Ross' un kız kardeşi olan Monica' nın liseden arkadaşı. Çok zengin bir aileden gelse de hayatının geri kalanında o parayı reddederek Monica ile yaşamaya başlıyor. Eee zengin ve manikürlü tırnakları bozulmasın diye uğraşan kız gidince yerine beceriksiz ve hiçbir işi yapamayan tatlı ama bir o kadar avanak bir kız geliyor. Rachel' ın bu saf zamanlarındaki halleri de favorilerim arasında.

(www.pinterest.com)

*MONICA GELLER*

Monica, lise yıllarında okulun şişman kızı. Şimdi ise tam tersi, erkeklerin bayıldığı güzel mi güzel bir genç kadın. Düzen manyaklığını saymazsak tatlı insanlar arasında diyebiliriz. Bir de aşırı inatçılığı ve rekabet sevdası vardır ki sormayın gitsin.

(www.cosmopolitan.com.au)

*CHANDLER BING ve JOEY TRIBBIANI*

Chandler ve Joey ev arkadaşları ve Monica' nın dairesinin karşısındaki dairede yaşıyorlar. Chandler Ross' un üniversiteden kankası. Joey ise çapkınlıkta üzerine tanımadığım bir aktör. Ya da aktör olmaya çalışan İtalyan asıllı yakışıklımız diyebiliriz. Kendisi tek cümle ile kadınların aklını başından almasıyla tanınır. (Bkz. How you doin?)

(quotesgram.com)

NEDEN İZLEMELİYİZ?

 En basitinden, her bölümde tahmin edemeyeceğiniz kadar güldürüyor. Her anı mı komik olur diyorsunuz belki de şu an. Ama cidden öyle.
İlk bölümü izlemeye çalışıp sıkılanlardansanız size bir tavsiyem var. O bölümü izleyin, bitirin. Eski moda kıyafetlerin olduğu, akıllı telefonlar yerine ankesörlü telefonların kullanıldığı zamanlara alışmaya çalışın. Zaten sonrası gelecek, merak edeceksiniz. Ben kendimden biliyorum, ilk bölümde sıkılıp bırakmıştım. Aylar sonra tüm dizilerim sezon finali yapınca bir bakayım bari demiştim ve sonuç bu. İlk üç bölümü peş peşe bitirip tek sezonu sadece saatlere sığdırıp diziyi defalarca tekrar tekrar seyreden birine dönüştüm.
Diziyi izlerken kendinizi o arkadaş grubundanmış gibi hissetmeye başlıyorsunuz ve bu durum birkaç sezon sonra normal gelmeye başlıyor. Kendinizi Joey' e laf atarken bulabilirsiniz!


Dizimiz en çok da How I Met Your Mother dizisinin ilham aldığı dizi olarak tanınıyor. Ama bence iki dizi her ne kadar benzer şeyler taşısa da bambaşkalar! İkisine de bayılıyorum, ikisini de defalarca kez bitirdim ama aralarında konulardan başka benzerlik göremedim. Sosyal medyada ve internet sitelerinde bir sürü paralellikler gösterilmiş, bunları gülerek okuyorum ve çoğunlukla hak veriyorum da paralel yerler var. Mutlaka benzerlikler olacak çünkü iki dizi de gerçek hayattan izler taşıyor. Ama ben tüm o makale ve yayınlara inat iki dizinin de kendine has olduğunu ve taklit edilen bir konu olmadığını halen hararetle savunuyorum.

Sonuç olarak sonuna kadar tavsiye edeceğim muhteşem bir komedi dizisi. İzleyin, izletin ve arkadaşlıkların ne kadar değerli ve özel olabileceğinin farkına varın!
Hoşça kalın!!!

Yazılarımı beğeniyor ve takip etmek istiyorsanız, "İzleyiciler" sekmesine tıklayarak blogumu takibe alabilirsiniz. Bookstagram hesaplarını seviyorsanız, beni burada bulabilirsiniz. Goodreads hesabımı mı soruyorsunuz? Orada da "Gitaristkiz" olarak kayıtlıyım.
Mutlu günler!






1 yorum: